Piczo

Log in!
Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.

Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Ok, I got it
AĞIR KAN KAYBI


Biz yalnizliktan dogduk o dagdagali sudan
Biz yani erdogan aysenur ali ve ahmet
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadag turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Buzlu mehtap alçakça kesmisti yolumuzu
Bütün kapilardan açikça kovulmustuk
Silahimiz avcumuza yapismisti soguktan
Biz yani erdogan aysenur ali ve ahmet
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Kestiremedik ne yaptigimizi kim oldugumuzu
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadag turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Ne kadar korkmustuk elimizden tutmadilar
Dogrudur kendi içimizde daraldigimiz
Kim neyi savundu bilinmez nereye kadar
Biz yani erdogan aysenur ali ve ahmet
Baska bir yalnizlikta bogulduk / havasizliktan
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Ne solculugumuz solculuktu ne sagciligimiz
Karanlik bir kapi olup üstümüze kapandilar
Kimse bizi sevmedi / agir kan kaybiyiz
ACIYI BAL EYLEDIK


Pir Sultan olur dirilir'

bak su bebelerin güzelligine
kasi destan
gözü destan
elleri kan içinde

kor olasin demiyorum
kor olma da
gör beni

damda birlikte yatmisiz
öküzü hosça tutmusuz
koyun degil su daglarda
sanki kendimizi gütmüsüz
hor baktik mi karincaya
kirdik mi kanadini serçenin
vurduk karacanin yavrulusunu
ya nasil kiyariz insana

sen olmazsan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrilik ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
ilenmek ne dilenmek ne
issiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barismali
kardes kardes durusmali
koklasmali söylesmeli
korka korka yasamak ne

kahrolasin demiyorum
kahrolma da
gör beni

kanadik toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne

ekmegi bol eyledik
aciyi bal eyledik
sirati yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtulus mu

kor olasin demiyorum
kor olma da
gör beni
ACILARA TUTUNMAK


Kavusmak özgürlükse
Özgürdük Ikimizde
Elleri çiglik çiglik
Yanyana ikidünya

Ikimiz iki dagdan
Iki hirçin su gibi
Akip gelmistik
Bulusmustuk bir kavsakta
Unutmustuk ayriligi
Yok saymistik özlemeyi
Sarkimiza dalmistik
Mutluluk mavi çocuk
Oynardi bahçemizde

Aci çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasiz çalikusu
Bense kafeste kanarya

O dolasmis daldan dala
Savurmus yüregini
Ben bölmüsüm yüregimi
Baskaldiran dizelere

Aramakmis oysa sevmek
Özlemekmis oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmis
Düssel bir oyuncagi

Yalanmis hepsi yalan
Yalanmis hepsi yalan
Sevmek diye birsey vardi
Sevmek diye birsey yokmus

Aci çektim günlerce
Aci çektim susarak
Su kisacik konutlukta
Deprem kargasasinda

Yasadim birkaç bin yil
Acilara tutunarak
Aci çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde

Acilardan arta kalan
iste bu bakislarimis
Kugu diye gözlerimde
Gün batimi bulutlarmis

Yalanmis hepsi yalan
Yalanmis hepsi yalan
Savrulup gitmek varmis
Ayri yörüngelerde
AĞUSTOS ŞİİRİ


yüregim sizliyor bu roman iyi bitmeyecek
beterin beteri var diyenlere inanmiyorum
hep böylesi havalar besler firtinalari
korkarim bu mavi isik çabuk sönecek.
duymazdim durgun sularin bezgin türkülerini
alismak ölümün bir baska adiymis bilmezdim
bir yangin sonu yorgunlugu yakiyor avuçlarimi
bu rüzgar kulaklarimdan hiç eksilmiyor
esirgenmis bir dünyada müthis yanlizim
geri dönsen bile artik o ben olmayacagim
yüregim sizliyor bu roman iyi bitmeyecek...
AKARSUYA BIRAKILAN MEKTUP


Gitme, sonbahar oluyorum, sonrasi hiç
Agaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarini
Neden aksam oluyorum tren kalkinca
Kirlangiçlar birdenbire çekip gidince
Mendiller sallaninca neden tikaniyorum
Öyle çok acimasiz ki, öyle birdenbire ki
Az önceki çiçekler nasil da diken diken
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrasi hiç.

O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
O elmanin tadi orda, o kus çoktan öttü, bitti
Artik çocuk degiliz, susarak da bir seyler diyebiliriz
Günler devlet alacagi, yillar bir kadehçik buzlu raki
Oyunlar oyuncaksi, oyuncaklar eski sarki
Kavaklara oklu yürek çizip duran o çaki
Nerde simdi, nerde simdi, nerde o kan sarhoslugu
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrasi hiç.
ANAMA SİTEM


anam benim
güzel anam
ana can
ne vardi elini çabuk tutacak
beni böyle apar topar
sokaklara savuracak ne vardi


sen de güzeldin elbet
insanin anasi güzel olmaz mi
güzeldin elbet
güzeldin de anacan
simdikiler bir baska
simdikiler felâket

hele bir bak su kizlara
anacan
bak da salâvat getir
çevir oku kitap kitap
resim resim as duvara
bas bagrina bir kucak gül

ben mi hiç yasamadim
soyum mu güzellesti
anacan
bilseydim bunlarin gelecegini
Erciyes dagina dönse de karnin
allem eder kallem eder kaçirirdim treni

anam harcadin beni
yaktin beni anacan
sevmesem sen küsersin
öpmesem babam kizar
ne halletsin Hüseyin
ne halletsin ozan oglun
AMENNA


Yasayanlar bir gün ölür elbette
Agaçlarla, baliklarla
Kuslarla ben amenna

Aglayanlar bir gün güler elbette
Uyanmakla, Anlamakla
Bilmekle ben amenna

Kisa çöp uzun çöpten hakkini alir elbette
Direnmekle, kurtulmakla
Barisla ben amenna

Öyle bir yerdeyim ki
Ne karanfil, ne kurbaga
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanim mavi yosun
Dalgalanir sularda
Bir yanim çocuk parki çiglik çigliga
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider allah allah
Dölüm düsmüs sokaga

Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çildirtan denge
Yaprak döker bir yanimiz
Bir yanimiz bahar bahçe
AŞK ŞİİRİ


Sen ask siiri yazamazsin Hasan Hüseyin
Çünkü ask siirden önce gelir sende
Oysa siir önünde gitmelidir herseyin

Sen ask siiri yazamazsin Hasan Hüseyin
Çünkü ask
Kavganin içindedir
Çünkü sen
Içindesin kavganin

Elmayi kokusundan
Güvercini biçiminden soyutlamaktir
Yasamak denilen kavagyi asksiz düsünmek

Sen ask siiri yazamazsin Hasan Hüseyin
Çünkü sen
Gagasindan tutup kusu
Öt kusum öt kusum demiyorsun
Çünkü sen
Yedirip çiçekleri inege
Koklayip gerisini inegin
Kok çiçegim kok çiçegim demiyorsun

Öpüsmek baska seydir yigidim
Öpüsmeyi düsünmek baska
Sevismek baska seydir güzelim
Sevismeyi düsünmek baska

Sende yaprak -iki gözüm-
Sende yildiz -yürek sizim-
Sende su
Sende bu dört boyutlu kaçma tutkusu
atlikarincadan geceleyin
Bakmaktir lunaparka

Sen ask siiri yazamazin Hasan Hüseyin
Çünkü sen ilkyaz yagmurlarinda çirilçiplak
Dolasir gibi sicak morlarda
Içer gibi morlari
Düser gibi morlara
Yasarsin aski iliklerinde

Çünkü sen iki düsman ucun bileskesisin
Acisisin kavusmanin
Ayrilmanin sevincisin
Sen ask siiri yazamazsin Hasan Hüseyin

Çünkü askin kendisidir siirin
Oysa sen
Oysa ask
Oysa sen
Sen
Sen ask siiri yazamazsin Hasan Hüseyin
AZİME'Lİ TEMMUZ BİLDİRİSİ


beklerdi tohum
beklerdi tohum
beklerdi tohum upuzun karanliklarda -- sen yoktun
öfkemi mermer mermer -- ocumu çocuk çocuk-- çildirttim kirmizilari
bir baska parlardi yogun karanlikta isiklar -- sen yoktun
butun kapilari birden zorlamanin o korkunç güzelligi
o korkunç büyümesi ellerin fitillerde -- sen yoktun
benim askimda o vardi
evrendi nasil
evrendi çelik mavisi
grev grev ates ates büyüdüm ülkelerce
yepyeni bir öfke dogurdum kalabalik özlemlere -- sen yoktun
uff ne kotu kullanmislardi ah ne güzel gözlerini -- olumdu
sana degip degip durdum o sarhos yörüngede -- sen yoktun
bilenirdi türkülerde en soylu ayriliklarim -- sen yoktun
benim askimda o vardi
soguktu yesillerim
soguktu temmuzlarim en bayram gülmelerimde bile
kar yagardi sabah çaylarima -- sen yoktun
sofralarda ekmek diye öpülürdü altin disleri ölülerin
adini söyletmiyorlardi olum gibi özlenen seyin -- sen yoktun
butun dillerde sana varmak -- bilemem bilemem benim askimda o vardi
ben hep kosan atlari sevdim soluyan lokomotifleri
benim askimda çelik mavisi gagarinli uzaylarin
toprak nasil sancilanir agaçlar nasil gerinirler çiçeklenirken
kursun nasil islik çalar dis nasil gicirdar karanliklarda
alabalik nasil olur o kendi sularinin kiyiciginda
bilemem bilemem -- sen yoktun
atesler yanardi bir yerlerde yepyeni biçimlerde yanardi
benim askimda o vardi
söyle anamin en güzel kizi söyle
sular nasil kaçirilir, kuslar nasil susturulur
nasil sigar su koskoca evren daracik zindanlara -- söyle
balcik balcikti o nar çiçegi cagi çocuklarimin
karanfil olurdu yakalarda bacimin kanli gözleri
demir nasil paslanirdi sicacik bileklerde -- bilemem
bilemem ey anamin en güzel kizi bilemem -- sen yoktun
benim askimda o vardi
sen geldin
badem çiçek acar gibi geldin, düste sever gibi geldin
ey kavgabicim
yepyeni bir düzendi gelisin, yoluna bas koydugum ülkemdin
eskidi birden kentler, eskidi gökyüzünun çok uzakligi, eskidi hep
oldu bakkal, oldu bakkalbicim, oldu bakkalbicim ask
bu senin gözlerindi ey benim ülkem -- arilar oynasan içinde
bu senin durusundu ey kavgabicim -- en hakli silah güzelligince
günes gibi acimasiz, toprak gibi unutkan, tohum gibi umutlu
sen geldin ey benim özlemim ülkem, kadinim, devrim biçimim
yikildi ölülerin ögle sonu sariliklari
sen geldin
eskidi birlerleri zamanin, eskidi gözleri kadinlarin -- sen geldin
evler eskidi birden -- eskidi evimsilere kölemsi yalnizliklar
bayramlar eskidi gülüm, derinlikler eskidi -- ve pismanliklar
eskidi yatak biçimlerde igreti ikililer -- ve çok çok
saksilarda çöl bitkileri, salonlarda kartpostal mutluluklar
eskidi maskelerin siritan düsmanliklari -- ve nice yazlar
oh ne güzel yeniden -- bu senin güzelligin ne demek
sel ne demek azimem, savaslara durmak ne demek, güzel ne demek
sen geldin ey benim kadin ülkem -- yepyeni ufuklar geldin
durulu bayraklarim güldü gülüm -- sen geldin kutuplarim degisti
bir horoz öter bir yerlerde bir horoz bir horoz bir horoz daha
bir ates yanar bir yerlerde bir ates bir ates bir ates daha
bir yumruk sikilir bir yerlerde bir yumruk bir yumruk bir yumruk daha
düser baris cemreleri sabah çaylarimiza
biter kahpelik
biter bu gökyüzünun çok uzakligi
sen geldin ey anamin en güzel kizi -- yasamak geldin
badem çiçek acar gibi geldin, yürek sizlar gibi geldin -- sen geldin
al beni kan kirmizilardan vur beni kan kirmizilara
durulu bayraklarim gülsün gülüm, kutuplarim degissin ey benim ülkem
bitsin bu zulüm
bitsin bu zulüm
bitsin bu zulüm
sanki dünyada ilk safakti kollarimda uyanmalarin
o büyük barisa bir adim kala
ÇOCUKTAN AL HABERİ


Çocuktan aldim haberi
yakin, diyor
güzel, diyor
dopdolu, diyor
istecik, suracikta
istecik yolu, diyor

Çocuktan aldim haberi
iyi, diyor
açik, diyor
kurtulus, diyor
istecik, suracikta
kos birazcik kos, diyor

Çocuktan aldim haberi
oh, diyor
tatli, diyor
sicacik, diyor
istecik, suracikta
diren azicik, diyor

Kostuk direndik yorulduk
Düstük anilar irmagina ey çocuk
Bak iste kan içinde yumrugumuz
Belki senin hakkindir mutluluk
BENDEN BİLMEYİN


Istanbul’da bir fabrika
fabrikayi ben koymadim oraya
ben diyorum ki size
Istanbul’da bir fabrika

fabrikayi isçiler çalistirir
isçileri bir milyoner
ben diyorum ki size
fabrikayi isçiler çalistirir

grev gittikçe buyuyor
grevi ben istemiyorum
ben diyorum ki size
grev gittikçe buyuyor

bini bosaldikça biri doluyor
binini ben bosaltmiyorum
ben diyorum ki size
bini bosaldikça biri doluyor

bu düzen beyler düzeni
bu düzeni ben yapmadim
ben diyorum ki size
bu düzen beyler düzeni

ortalik gitgide karisiyor
ortaligi karistiran ben degilim
ben diyorum ki size
ortalik gitgide karisiyor

bir gün kiyamet koparsa
kiyamet kopsun istemiyorum
ben diyorum ki size
bir gün kiyamet koparsa

gençler kuytularda öpüsüyorlar
marulun vakti geçti
simdi karpuzlar kizaracak
ardindan findik fistik
ardindan ayva
ayvayi sarartan ben degilim
ben diyorum ki size
gençler kuytularda öpüsüyorlar
ayvanin vakti
DEĞİŞMEYEN


Dünyam benim;
Küçücük dünyam,
Isim,
Asim,
Ugrasim.
Kusurum, yanlisim, yanilmisligim,
Kizginligim, kiskançligim, alinganligim,
Birdenbire evrenligim;
Birbasima kalmisligim bir anda.
Belalara kosmuslugum;
Sinmisligim inimde.
Dünyam benim;
Küçücük dünyam benim,
Sevincim, üzüntüm, gerçegim benim.

Dünyam benim;
Kocaman dünyam benim.
Gündüzlere, gecelere sigmayanligim,
Caddelere, alanlara sigmayanligim,
Kocaman dünyam benim.
Kulübede bir ölüm,
Dagbasinda bir isik,
Kafeste bir kanarya,
Saksida bir tohumcuk,
Bilinende acim benim.
Bilinmezde kurtulusum.
Yana yana kül olusum,
Külde çiçek açisim,
Özlemim, susuzlugum, kaçisim benim.
Kocaman dünyam benim.
BİL Kİ BU SENSİN


basimsin basegmiyecegim
gücümsün darmadagin
savasiyorsam disimle tirnagimla
bil ki bu sensin

ölmek öylesine kolas ki
utaniyorum
yasamak öylesine zor ki
utaniyorum

dönsek de dursak da sonuç degismiyecek
o isik hep ilerde biryerlerde
kutsal yerimiz agridikça özlenecek
gökyüzünü sessizce bölüstügümüz

bil ki bu sensin
BİRİNCİ KAÇIŞ


dur gitme bekle biraz bu belki son bulusmamizdir
belki simdi suracikta ama belki hiç bilmedigin
bir ezik kurbagadir islak betonda gölgelerimiz
rihtimlara böldügümüz bu çocuksu kurtuluslar
dur gitme bekle biraz hem sonra belki de hiç
belki bir kamyon beni bir aksam gazetesine
belki sokak sokak beni aradiklarin
belki bu son bulusmamizdir nella ah nella
dur gitme vakit yakin az sonra belki de hiç
belki de ben, ah nella, bu ayrilik hiç bitmeyecek

seni çesmeler gibi sarkilara dagitiyorum
renkler katiyorum seni, uysal biçimlerden alip
kisraklara çiziyorum kavga arefesi günlere
dönüp kendimi vuruyorum bir akrep karanliginda
disi bir isa gibi bakma bana çildiracagim
düsersem esintime karanliga düsersem
ellerim soyunursa uykusuz diriligini
yüzünü yitirirsem bence güzel çizgilerini
düssel ortamlar içinde bir silik bir anlamsiz
yasamak korkubabasi, gelsin dinlerin cenneti
sana ben nella dedim, ah nella, belki de hiç

geceleri bambaska bir adam oluyorsam
karisiksam kendimden yelimden kaçiyorsam
içimde anlamadigin bir beythofun firtinasi
ben bu firtinayi yillardir taniyorum
yillardir kendimi tastantasa ama anliyamazsin
ben beythofun firtinasi bu ölüm bu ürkünç
tarlalar var bu firtinada fabrikalar umutlar
dilsiz anlasmalar var erkekçe davranislar
ben bu firtinayi yillardir yasiyorum
yüzükoyun kentlerin alacakaranliklarinda

yillar geçecek, sen böyle hep titreyerek bekliyeceksin
siirlerim hiçbir zaman beni anlatamiyacaklar
yoksul bir kasabada yoksul bir kahve ocakligi
isikli günlere yatmis yildiz isiginda köyler
tezgahlarda ben dokunacagim nakislarda ben uyanacagim
yorgun istasyonlarda yigin yigin tedirginlikler
ama hep yolda olacagim kendi yelimin önünde
yasadikça, adim adim özlemlerimi haykiracagim
belki çok gidecegim belki çok sürünecegim
belki bu son bulusmamizdir nella ah nella
seni tuzundan özlemlerimin, bitmemis sarkilarimdan
sana ben nella dedim, ah nella, belki de hiç

bu kasim bu çiplak beythofun firtinasi
siirlerim hiçbir zaman beni anlatamiyacaklar
BORÇLU


Erik çiçek açmis da bahçenin kiyisinda
Sen ona hiç bakmadan geçmissen oraciktan
Leylek dansa durmus da bacanin tepesinde
O baharlim laklakini durup dinlememissen
Sakir sakir bir tren bir gece köprüsünden
Islikla dalmamissan gurbet türkülerine
Akasya mor akasya ak akasya sari sari sarkmis da bahar mavilerinden
Yasamak ne güzel sey diye aglamamissan
Çocuklar birdirbir oynuyorlar da çöplük arsada
Dikilip yanibaslarina gögüs geçirmemissen
Yanindan geçip gitmis de çilekçinin arabasi
Kaçtan veriyorsun hemserim diye yutkunmamissan
Iskelenin tepesinden türkü döken gurbetçi gence
Varolasin koçum benim diye el sallamamissan
Bahar dali gömlegiyle utangaç bir uçurtma
Bu ne siklik delikanlim diye laf atmamissan
Ve çapkinca bakmamissan
Gögsü domur domur yeniyetmeye
Sesi bambam
Sesi ramazan topu
Kendini herkül sanan delikanliyi
Yastasinmiscasina süzüp selamlamamissan
Öpmemissen gözlerine bakip duran bir gözleri senlikliyi
Yasama itmemissen iter gibi denize
Girmemissen koluna bir yikilmisin
Yalanla da olsa avutmamissan umutsuzu
Su diyene bir avuç su
Bir yarali parmaga isememissen
Kolay gelsin dememissen tas kiranlara
Günaydinsiz birakmissan bahçe bezeyenleri
Egilip koklamamissan çitten gülen çiçegi
Bayram bayram donanmamissan
Sevinciyle dostlarinin
Acisini dostlarinin
Yüreginde duymamissan
Kapi kapi dolasmamissan is dilenerek
Issizlige düsmemissen hakkim dedikçe
Ve bayrakli pankartli yürüyüslere
Halayli horonlu grev senliklerine
Katilmayi ask gibi duymamissan suranda
Agrin agrim
Acin acim
Dememissen insan kardeslerine
Ve dilinin en görkemli
Ve dilinin bando-davul sövgülerini
Siralayip sallamamissan deyyuslar saltanatina
Hangi yasta olursan ol
Kardesim
Kaptirip gönlünü sevda firtinasina
Evin yolunu sasirmamissan
Sende is yok be kardesim
Sen artik hapi yutmussun
Borçlusun sen agaçlara kuslara
Borçlusun sen trenlere otobüslere
Yagan kara esen yele borçlusun
Borçlusun sen herseye
Gözdeki isiltiya
Alindaki çizgiye
Eldeki saskinliga
Borçlusun herseye
Kardesim
Yasamin kendisine
KOCABEBEK


bu demir divrigi daglarindan
ben söktüm ulan ben söktüm
bu namlu divrigi demirinden
ben döktüm ulan ben döktüm
bu ak bileklerde bu kara kelepçe
ben dövdüm ulan ben dövdüm
ben dövdüm ateslerde bu kelepçeyi
bu biçimi bu demire ben verdim

simdi kaysi çiçekleri tozutur geçer
simdi sarap düser kizgin baglara
simdi sevdigimi alir giderler
güz oturur gözlerime daglar uy

varalim diyelim ki heeeey diyelim
nakisçana duralim korolarla diyelim
heeeeey diyelim heeeeey
yikilir bu düzmeceler yikilir
köprüler kurulur aydinliklara
gelir birgün kasla göz arasinda
en gizli tomurcuklarin ucunda gelir
ekmeksiz evin yalnizliginda
kinasiz parmaklarin bakislarinda
uykusuz gecelerin ardinda gelir
halaylarla çikalim korolarla duralim
heeeeey diyelim heeeeey
bu namlu divrigi daglarindan
bu candarma benim kapibir komsum
bu türkü benim türküm çogalir kanayarak
kelepçemin karasinda bir ak güvercin
ustam kessin ellerimi benim çocuk ellerimi
daglar uy
uy daglar
BULVAR İTİ


ne zaman sevmek desem bir tedirgin bulvar iti gecede
biraz müzik biraz içki ve çok çok resim
kim sarmalar bu bebegi
kimler tasir bu ölüyü belirsizlige
nerelerde kalir gözüm/nerelerden döner sesim
bu ne biçiim hayvan ki bu/beslenir acilardan
tohum atar kusaklara kan göllerinde
bu ne biçim oyun ki bu/gizlenir gölgesine gerçegin
mutluluklar aranir ates çemberlerinde

bir umarsiz bulvar iti vitrin isiklarinda
anladim ki birdenbire/kopmusum topragimdan
kopmusum masallara süt emziren aksamlarimdan
köklerim orda sizlar/yapraklarim bulvarda
resim diye duvarlarda müzik diye isliklarda
o çildirtan deniz orda/baliklar tablalarda
özlemek orda kalmis özlemi sevmek burda
ferhat'sa mendil açmis dileniyor güvenparkta

taradim bütün sözlükleri aska yer yoktu
bir kaygulu bulvar iti karanlik çikmazlarda
kosuyordu masallarda/kosuyordu imgelerde
baska yer yoktu
basimdaki agri sendin sesimdeki kusku sen
ne düsünsem dört boyuttu ne agrisam dört boyut
kopmak belki bir ülkeydi tutkular eski zindan
heerkes kendi bukagisinin tutkulu demircisi

bu evleri bizmi yaptik bu yollari bizmi çizdik
ölümlerden bizmi kaçtik bizmi düstük ölümlere
senlestirip giriyorum koynuna gecelerin
senlestirip açiyorum gözlerimi sabaha
bir sey eksik biliyorum bir sey artik sen degil
safak diye söken sendin sendin gülen penceremde
çayimdaki bahçe sendin içkimdeki bulut sen
içimdeki kus sürüsü çabamdaki arilardinnere gitsem karsimdaydin ama sen yoktun
sen sahi niçin yoktun

senlestirip biniyordum külüstür tasitlara
senlestirip oksuyordum osmanli sokaklari
kan bulasmis caddeleri ölülerli alanlari
tepelenmis çiçekleri kanatilmis mavileri
senlestirip seviyordum bütün çirkinlikleri
telefonlar sensin diye kosturuyordum
kaniyordum
sensin diye karanlik çagrilara
susuyordum senlestirip kahpelikleri
nere gitseem karsimdaydin ama sen yoktun
sen sahi niçin yoktun

duruyordum seni sanip yangin çigliklarina
yasaamak belki buydu belki de öbür yüzü
unutmakti belki güzel aramakti belki sevmek
belkideki varsillikti kesindeeki yoksulluktu
yitirmek buydu belki yakalamak belki bu
bu kafesi biz süsledik biz aldandik bu süslere
içimdeki sizi sendin yüzümdeki merak sen
gitmelerden bekledigim kalmalardan korktugum
nere gitsem karsimdaydin ama sen yoktun
sen sahi niçin yoktun

ikibulvar itiyiz biz reklere dolasmisiz
agzimizda ölüm tadi tüylerimiz kanli çamur
ikimiz iki yandan bir koca yanlizligi
bir amansiz saskinligi ikimiz iki yandan
dolastirip duruyoruz eski zamanlar gibi
müzelik bir inanmanin ören kapilarinda

anlamamak elde degil anlamaksa soykirim
uçup uçup düsmek kalir inanmaklardan
kelebekler konuyor yasli salyongozlara
ölülerin gölgesinde diriler günesleniyor
yakin artik gemileri köprüleri atin artik
kim ne derse desin vazgeçin onarimdan

ne seçilen renklerdeyiz ne gidilen yerlerde
danisikli gözyaslari yapmacik mutluluklar
soykirimsaal bir çogalma solucanimsi bir esleme
bir yanimiz dogum evi bir yanimiz hirosima
iki bulvar itiyiz biz kosullarin kölesiyiz
zincir sesi duydukça sizlar bileklerimiz

bir kenti tanir gibi tanidim seni ancak
eetine degdi etim/otuzalti onda yedi/çok degil
elini buldu elim/otuzalti onda yedi/çok degil
öptüm seni/otuzalti onda yedi/dudaklarindan
bir kenti yasar gibi yasadim seni ancak
yasamadim kendimi

ellerin ellerimdeydi ellerin yoktu
gözlerin gözlerimdeydi gözlerin yoktu
iki portre gibi yanyanaydik albümde
uykunda sevmistin haberin yoktu
bir kaçagi tanir ggibi tanidim seni ancak
tanimadim kendimi

sarkilarda buldum seni yitirdim
yilgilarda buldum seni yitirdim
resimler bir türlü konusmuyordu
fotograflar kaçiyordu ben yaklastikça
bir yalani anlar ggibi anladim seni ancak
anlamadim kendimi

evin de mi yoktu senin sokagindami
adresini silip silip yaziyorlardi
düslerin türkçe miydi hotantoca mi
çincee mi ariyordun eskimoca mi
herkesste mi ariyordun ne ariyordun
neden öyle gülüp gülüp yaslaniyordun
bir yüzünü buluyordum öbün yüzün yok
birçizgini buluyordum öbür çizgin yok
olgörüp gelmiyordu adin firçama
düs müydün düsüncemi anlamiyordum
uzattikça ellerimi dagilip gidiyordun
kendimden korkuyordum yoksa yokmuydum

binlerce göz binlerce yüz binlerce biçim
aradigim yerde yoktun sormadigim yerde var
etimdeki aci sendin kanimdaki kusku sen
nere gitsem karsimdaydin ama sen yoktun
sen sahi niçin yoktun

Sen
Sahi
Niçin
Yoktun?
ÖNCE YÖNLER YERİNE


gece balçik kokuyordu inceden
otuzdokuzuncu paralelde biryerde
mor üstüne direkleme bariton
hey anam-denizin alti gibi
hani su direnmek de olmasa
camgömbeginde bir kara nokta
yönlerin hiçbir önemi yok artik
bir gece sallaniyordu açikta

o gece büyük kopustu gördüm
köprülerin biçak açmiyordu agizlarini
agaçlar çözülmüslerdi uykularindan
uykular, çözülmüslerdi
karaca gözleriydi ürkütülmüs
sürülerle karacalardi insanlardi
hey anam - ne de güzel doruklar
ne de güzeldi direnirken insan
bu sel gecesi olmasa kendimizi bulamazdik
delirmis dal uçlarini kahverengini
yesili kirmiziyi maviyi bulamazdik
cam göbeginde bir kara nokta

isterseniz o dalgadan da verebilirim
parasüt dünyayi indiremez ki
baliklar sofralara sürüklenmisler
yasamak olabildigince disi
iki simsek arasinda bir sellice düs
isterseniz yönleri de verebilirim
elele- isterseniz-ayrilmamacasina
hey anam- ne de güçlüydük birden
yildizlar hep yukarda yukardaydilar
hani su sözgelimi yukarda
BU GÜNEŞLİ GÜNDEDE


I
Bana sen diyorsun ki
O tasa degme sakin
Aralama o perdeyi
O dali irgalama
Minciklama o konuyu
Onu birak, sunu al
Onu degil ötekini
Hayir ona dokunma
Elleme sakin sunu
Bana sen diyorsun ki
Yürümek okey
Yürüyüsmek no
Kol sallamak yes
Kol sallasmak nayn
Solo sarki okey
Koro türkü no
Pikapa okey
Kitaba nayn
Bana sen diyorsun ki
Caddeler açtirdim gelip geçmege
Çarsilar donattim gezip görmege
Vitrinler bezettim durup bakmaga
Yürüsene lan oglum
Gezsene çarsilari
Imrensene vitrinlere lan oglum
Bana sen diyorsun ki
Iste çayir iste top
Tepissenize
Iste bar iste disko
Tepissenize
Bakma öyle aval aval yüzüme
Al kizini delikanlim, götür teyzene
Teyzen izin vermezse el sakasina
Uzaniver annene
Bak ne güzel yerler açtim ben sana
Kahvehane, birahane, taverna
Poker, briç, bezik oyna
Bilmiyorsan satranç, rulet
Vur tavlanin kiçina
Yiyip içip eglenin
Eglenin be çocuklar
Dua edin bu günleri verene
Inanmayin bize kötü diyene
Kagitsa iste kagit evladim
Baskiysa iste baski
Hem rotatif hem ofset
Nisan, nikâh, dügün dernek, sünnet münnet, kartvizit
Sümkürün isterseniz
Isterseniz silinin
Bos verin çagdasliga çagdas düzeye
Muassir medeniyetse muassir medeniyet
Gerisi vizit mizit

II
Ya ben sana ne diyeyim ey hirtlambolos
Ne diyeyim bu günesli bu güzel günde sana
Gömütlük mü burasi?
Buluntular müzesi mi ne yani?
Korkuyorsan yaygara ne?
Korkmuyorsan yaygara ne?
Gel benimle
Çik sokaga
Kaldir küflü alnini bahar sarkilarina
Dagilsin korkularin
Senin küflü duvarinda o eski saat
Benimse yüregimden bahar selleri
Bu günesli günde bu aptalca pazarlik
Olmaz ki hirtlambolos
Olmaz ki be babalik!
ZAR


Kötü
durum kötü
durum çok kötü
durum gerçekten kötü

ya sunda ya bunda
ya bundan ya surdan
ya bu gün ya yarin
ya aksam ya sabah

durum gerçekten kotu
durum çok kotu
durum kotu
kotu

yooo pek de kotu sayilmaz
söyle olursa böyle
böyle olursa söyle
bu yandan gelirse eh biraz
su yandan gelirse çok iyi
obur yandan gelirse keka
dedigim gibi olursa harikulade

iyi iyi
durum iyi
durum çok iyi
durum gerçekten iyi
VATAN ŞİİRİ


keklik serer palazini tenha kayaliklara
uçurur korkusunu
kara diken savurur tohumunu
kurtulur korkusundan
orda bir dag
orda bir tas
bir pinar
dag ardinda
tas ardinda
pinarli bir kara mavzer
biyiklari kartallida
basi yaglikli
durur dimdik
bakar dimdik
bakar barisli
bir güvercin pir eder ucunda namlusunun
'tutam yar elinden tutam
cilam daglara daglara!'
kocero hep
durur orda
daglarda

ben Türkçe anlatamam
o Kürtçe anlatamaz
Farsça çikmaz doruklara
kocero hep
durur orda
daglarda

ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
simdi siz
içebilir misiniz kendi sicak kaninizi altin taslarda
geçirebilir misiniz su yagli ipi
kendi güzel ellerinizle
o güzel boynunuza
ve sakiyormusçasina kafeste kanaryaniz
bakip bakip zindanli aksamlara
yudumlayabilir misiniz sogutulmus içkinizi?


dolasiyor aksam yelinin buyucu parmaklari
Çankaya’nin gencilisi kavaklarinin gümüslü yapraklarinda
önce yaprak
sonra dal
sonra dallar ipil ipil
küme küme kavaklari Çankaya sirtlarinin
çalar gibi bir gizli piyanoda
sonsuzlugun sarkisini
ve saksida soluk alan belcide bir camgüzeli
bir feslegen
bir kaktüs
tutusurken ormanlar oylum oylum
savrulurken kul ve kerpic
rüzgarda!
ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
almis kanli gömlegini nere gider bu türkü
sarinmis kil salvara
nemden gelir bu agit?

yigdim kitaplari dag dag
çagirdim nemrutu karanligima
bir kucak yesil yoncayla geldi nemrut
öptü islak gözlerini aç öküzümün


gocunmayin güzel beyler
hanimlar
alinip incinmeyin
silah çatmayin o güzel kaslarinizi
imdatlara saldirmayin
basmayin dügmelere
yürekleri hoplatmayin
güzel beyler
hanimlar
zor ve çetin bir agittir kocero
bir gelin aglar onu
ben agliyamam
biyiklari cengel cengel
bir kardan aglar
acili bir baci aglar
bagri yanik bir ana
ben aglayamam!
ince bir ay batar gider karacagin ardinda
dolanir kerpiç dami ince bir rüzgar
irkiltir bir gece kusu
Osmanli karakollarinin duvarlarini
bir elinde kanli mendil
bir elinde kara mavzer
kimse bilmez nemde nasil
taptaze bir
simsicak bir
gencecik bir oludur o
bir selamdir simsicak
varamamis dostuna
varamamis kocero
'leb-i derya' su saltanat
su konaklar su saraylar su köskler
bu bereket bu bolluk
bu çilginca hovardalik
gocunmayin güzel beyler
hanimlar
alinip incinmeyin!
kirk bin köyden birer kisi
göçüyor kirk bin kisi
kirk bin köyden onar kisi
göçüyor yarim milyon
ya elliser yüzer kisi?
göçüyor milyon milyon
vatanda vatan
güzel beyler
hanimlar
kusuyor butun köyler insanlarini
kusuyor kasabalar
bastanbasa butun ülke
kusuyor insanini!
bu eziklik
bu hirçinlik
güzel beyler
hanimlar
bu sinirsiz tedirginlik
acaba nerede biter?
nasil baslar acaba
senlikli günleri bu topraklarin?


bulacak bir gün elbet
yatagini bu nehir
durulup dinginlesecek
burgun elbet bu nehir
ve çocuklar oynasacak mutlu çocuklar
anacak sularinda bu mutlu nehrin!
kocero bir dag çekirgesinin gecede irkilmesidir
bir belirsiz karanliktan
bir belirsiz karanliga
irkilip uçmasidir
bir dag çekirgesinin
bir kurdun kaçmasidir kendi karaltisindan
yamaçtan bir tasin yuvarlanmasi
bir pinarin durup durup akmasi
bir çift gözün karanliga bakmasi
simseklerin uzak uzak çakmasidir daglarda
bir mavzerin yanlislikla patlamasidir
bir geyiktir kocero
sekerken tastan tasa kirilmis bilekleri
tirnaklari kekik nane ve menekse kokulu
tirnaklari rüzgarli
suçsuz bir geyik
avcilar yakalarsa mezedir eti
köpekler kovalarsa dis kirasidir
bir okul piyesidir kocero
açis konusmalidir ve halayli türkülüdür
müsamere derler adina oralarda
kaymakamli savcili ve çavusludur
biletlidir ve yoksullar yararinadir
festivaldir sosyetede
modada son buluslar
en taze iliskiler
gurultulu bosanmalar
gurultulu birlesmeler
hele birde balesi ve operasi
'ey vatan' aryasi bir de
saygideger prensesin saygideger oynasinin
ardindan telli sazlar
ardindan yayli sazlar
ardindan vurmalilar
çekmeliler ve üfürmeliler
ardindan 'kugu golü' ardindan 'findik kiran'
hemencecik candarmalar
ve ardindan 'haydutlar'i siller'in
koroglu'nun narasi:
'yine de hey hey!'
ve ardindan
çocuklari gülmekten kirip geçiren
çagdas banka reklamlari!
candarmalar geçirince kelepçeyi zinciri
bileklerine karincanin
poz verince bir fukara karinca
en komprador basin aynalarina
aska gelir komputurler
aska gelir telefonlar telsizler
ve doyum noktasina
sosyete ninni!
o zaman iste çelenk
o zaman iste tören
alkis
bando
ve rap rap
donanir bayraklarla bankalar sigortalar
ve uygunsuz isyerleri bilcümle
ve kadehler
kadehlerdi ses verir yildizlardan!

gocunmayin güzel beyler
hanimlar
alinip incinmeyin!
kocero bir oyundur
yazilir
yazilir
bitmez
kocero bir oyundur
oynanir
oynanir
bitmez
vurur onu jandarma
vurur onu candarma
durmadan vurur
ama o bitmez
o hep durur öyle orda
biyiklari kartallida
gögsü çapraz fiseklikli
gözleri bes yasinda
kollari Nuh nebi'den
bir elinde kanli mendil
bir elinde kara mavzer
pir pir eder bir güvercin
ucunda namlusunun
o hep öyle durur orda
tas ardinda
rüzgarda!
muhtara sorarsaniz
bizim serseri veli
marabaya sorarsaniz
isini bilmemis deli
köylüye sorarsaniz
ekmeksiz garibin teki
çocuklara sorarsaniz
yüce daglar aslani aslan kocero
kimsesize sorarsaniz
hükümet bilir onu
candarmaya sorarsaniz
devletin daglarda silah çatmasi
vurguncuya sorarsaniz
yol kesici yagmaci
soyguncuya sorarsaniz
devletin acizligi
sagciya sorarsaniz
siktiret pezevengi
solcuya sorarsaniz
'ferman padisahin daglar bizimdir'
Istanbullu inanir ki
bogazda kasalottur
Ankarali sanir ki
temele dinamittir
Izmirlinin düslerinde
saskin köpek baligi
Antalyali her gece
gergedan görürü düsünde
Erzurum’da kol basidir
Erzincan’da deli daysak
pir sultan yoldasidir Sivas’ta
bir 'kilici kanli' Van’da
Mardin’de bir
gözü kanli kaçakçi
ah kocero
vah kocero
kocero eyvah!

gocunmayin güzel beyler
hanimlar
alinip incinmeyin!
patron gazetelerinde yüksek tirajdir kocero
hükümet programlarinda bir 'nakl-i yekun'
kapitalist dis basinda nobel'lik bir roman
politik sürtüsmelerde bir yilan hikayesi
diplomata sorarsaniz
turistik bir serüven
kaymakama sorarsaniz
'ahval-i adiye'den
sosyeteye sorarsaniz
eglenceli bir briç
sorarsaniz bezirgan filimsiye
giselik bir senaryo
sorarsaniz bürokrata
Atatürk’ün gardirobuna
tukurmus biri
hümaniste sorarsaniz
Fransizca bilmeyen
montenyi'den anlamayan
mitologya tragedya
humanizma Helenizm
hiçbirinden çakmayan
bir yoluktur kocero!
ne anlar ronesanstan
ne anlar restorasyondan?
bir bazlama
bir uçkur
üç telli bir zimbirtidir kocero!
sanki sirasi miydi daglara tirmanmanin
demokratik tragedyayi uçuklatmanin
sanki sirasi miydi!

müfrezeler yürümüs dag dag
ve dere dere
kesmis geçitleri korkunun silahlari
bir tükenmez sermayedir kocero
haksiz yönetimlere!
gocunmayin güzel beyler
hanimlar
alinip incinmeyin
silah silah çatmayin o güzel kaslarinizi
kosturmayin sifreleri
telefonlari
basar gibi tuz yarama
basmayin dügmelere
yürekleri hoplatmayin
güzel beyler
hanimlar
paralar girsin diyedir kalantor kasalara
toprak sömürülsün diyedir orta caglarda
isiksiz kalsin diyedir bir koca ülke
karanlikta bogazlassin diyedir güzel yüzlü insanlar
fabrikalar isçi yesin para kussun diyedir
kiyilar yagmalansin ormanlar çiftliklessin
bankalar yag baglasin tekeller et baglasin
holdingler palazlansin ortakliklar göbeklensin
bu rüzgar böyle essin
bu degirmen böyle donsun
bu çuvallar böyle dolsun diyedir
kocero'nun daglarda medetsiz yalnizligi!
gocunmayin güzel beyler
hanimlar
alinip incinmeyin
yeni degil bu hikaye
bu oyun eski oyun!
ah kocero
vah kocero
kocero eyvah!

bir aksam birdenbire bir can çikar daglara
bin kardas bin aci bin ana
bin kerpiç bin harman bin açlik
bin yenge bin emmi bin dayi
bin zulüm bin aci ve bin karanlik
bir aksam birdenbire çikar daglara
biyiklari terlememis bin çocuk
bin asik bin deli bin meczup
bin ekmeksiz bin issiz bin suçsuz
kil salvar kurtlu çarik
naldöken mazi kiran dervis çatlatan
itburnu koyak gulu ahlat calisi
bir aksam birdenbire çikar daglara
çökelekler yogurtlar arpa bazlamalari
yalinayaklar gömleksizler dayanaksizlar
munzur'lar cilo'lar Palandöken’ler
dersimler Tunceli’ler Bingöl’ler
Tunceli’de mercanlar agri bereketleri
tahtali'lar toroslar ve binboga'lar
bir aksam birdenbire çikar daglara

turistik bir gösteridir daglara çikmak
örnegin Agri’lara
alpler'e subhan'lara antlara
himalaya daglarina derin Asya’nin
klimancaro'nun tropik karlarina
turistik bir gösteridir daglara çikmak!
Gel gör ki böyle yazmiyor bizim burda kitaplar
turistik diye göstermiyor daglari
turist diye vermiyor daglara çikanlari
bir sürekli çiplakliktir kocero
bir sürekli açliktir
bir sürekli haksizliktir kocero
bir sürekli itilmislik
kocero bir vazgeçistir
kocero bir ilgisizlik
bin yillik yoldan gelir
üstü basi kan içinde
yorgun bir dilekçedir
bir arzuhal kocero
bir tanri selamidir
alinip verilmemis
görülmemis bir hacettir kocero
çignenilip geçilmis
ve sorulmamis
upuzun bir eyvahtir
upuzun bir pismanlik
bir ünlemdir kocero
sigmaz okul kitaplarina
Erzurum yaylasindan
Erzincan çukuruna
ve tecer daglarindan
Harran cenderesine
bir uzun masaldir ki kocero
daglarin daglara yaslandigi yerde anlatilir
geçitlerin geçitlere küstügü oyaklarda
benek benek anlatilir
nakis nakis anlatilir
biçak biçak
kursun kursun
ve türkü türkü!
gögsü çapraz fiseklikli
biyiklari kan içinde bir kara mavzerdir kocero
yatar türkülerde upuzun
agitlarda fidan fidan
kocero
bildirir hal-u ahvalini dört mevsim tanrisina
bildirir divanina
sasirtilmaz adaletin:
'arkam sensin
kafam sensin
daglar hey!'
gocunmayin güzel beyler
hanimlar
alinip incinmeyin!
kocero bir vatandir
yasanilir boydan boya
kocero bir vatansizlik
bir daglasmis yalnizliktir kocero
mavzerlesmis bir haksizlik
yanitsiz bir dilekçe!
ben Türkçe anlatamam
o Kürtçe anlatamaz
Farsça çikmaz doruklara!
gocunmayin güzel beyler
hanimlar
kan bulasir ellerime
ben anlatamam!
DAYAN DAYANABİLİRSEN


bir bir yitiriyorum sevdiklerimi
ellerimden kuslar gibi
uçup uçup kuslar gibi
uzak daglar ardina

çivilenmis gözlerime kiminin
o yalvaran gözleri
yakiyor kollarimi kiminin kani
kimi sitem sitem vuruyor beni
dövünmek tepinmek neye yarar ki
neyi kurtarir ki üzmek su cani
her bahar yenilense de dallarda tomurcuklar
o bahar gitti gider

kolay degil ozanin aglamamasi
gülmesi kolay degil
bulutlar her zaman yagmur getirmez
simsek gülmez bulutlardan herzaman
bulut var ki yaz yagmuru güzelim
geçip gider gül kokulu yel gibi
bulut var ki tas basina yoksulun
orman söken köy göçüren bir karabasan

tam da baslamisken sevmegi ögrenmege
tam da baslamisken bal doldurmaga
özlem denen petege
bir bir uçup gidiyorlar canlarim
gidiyorlar kopar gibi acili kollarimdan
dönülmez karanliga

dövünmek tepinmek neye yarar ki
neyi kurtarir ki ölüme sövmek
sövmemek ne yazar ki
dagbasinda tek agaç
firtinada bir tekne
uçurtmasi kopup gitmis bir çocuk
bakiyorum yalnizca
saskin ve umarsiz gözlerle arkalarindan

dayan yavrum
dayan hasan hüseyin
dayan dayanabilirsen
DAR AÇI


anlatmak istedikçe herseyi birden yitiriyorum
bir kutupyildizi bir ben bir dinmeyen agrilarim
yapayalniz kaliyorum birden güzelim
ve müthis aglamak istiyorum
gecenin kanatlari kirik bir saati var bilmem bilir misin
ölüm korkusu alkol gibi yayilir damarlara
sakin o saatte sokaklara çikma
denize bakma
karanliga
yildizlara bakma sakin
o saat
iste güzelim o saat
ölüm, o ateskusu
ölüm; o mavidügüm
denizkizlarinin türküsünü söyler
ben yalnizim
orkestrada kirik bir saz
kanayarak kosan bir kurt
yüregim dagbasinda unutulmus vakur bir bayrak yirtilircasina
bir kutup yildizi bir ben bir dinmeyen agrilarim
çiftlesen kuslarin böceklerin insanlarin yalnizligi
ve müthis aglamak istiyorum
DAVULLU NİNNİ


hayir, kastro istemiyorum, çek bir bira arjantin
ne zaman davul duysam misil misil yaslaniyorum
isvereni seviyorum, çok ortodoks güzel hirsiz
ortaçagi sokaklarda baremli dilenciler
gürültüyü seviyorum davulu sevmiyorum
ne zaman davul duysam misil misil yaslaniyorum

isirganli tosbagali atomlu bir yaz öglesi
çok kösnük az ingiliz biraz asil çok pragmatik
baska oluyor böyle ingilizli kiraliçelik
eskiden marslar çalindikça taylar kisnerdi içimizde
simdi sünnet dügünlerinde domuzuna çingenelik
hayir, kastro istemiyorum, çek bir bira arjantin

tin tin eder tinimini amma da komik burcoybank
yataklar yakmis haspam fakati yok tabancasi var
öyle bir kan sarhoslugu, tapinaksa garsonyer
kutsal mutsal kaskariko, davul kurban alaturka
bu bulutlar ah ne güzel, ah ne güzel bu yasamak
yataklar yakmis haspam fakati yok tabancasi var

o zaman baska degildi, mum yakardik davul aydinliginda
tüfekleri yaglardik, barut derdik karanliklara
çocuklar birden büyürdü, ekmek olurdu cumhuriyet
diktatör derdik ördeklere, ah ne güzel ateslerdi
ah ne güzel kurtulus'tu ne güzel havafisekleri
davul çala çala eskittik o güzelim kurtulus'u

günebakan aksam diyor birazdan sular kokacak
kocaman ölülüklerde minnacik insan müsveddeleri
davulu sevmiyorum, çok aptal az demokratik
hadi artik yum gözlerini hadi seyim hadi suyum hadi bitanem hadi
hadi benim etkafalim kuskonmazim bismillahim hadi
davulum kurusikim cennetim cehennemim hadi
bak sular kokuyor artik, hadi artik yum gözlerini
devrim götürsün seni, hadi iste hadi ulan hadi iste ninni
DEMEDİM Mİ


Bu kenti sevdim dedim
Benim olsun demedim ki

Sevdim dedimse aksam kizilligini
Gönlüm gibi akip giden su çayi
Su ormani su denizi su dagi
Benim olsun demedim ki

Vuruldumsa gözlerinin gül bahçesine
Yürek çizen simseklerse kaçamak bakislari
Iste buna sevmek derler dedimse

Çattimsa acilarin en güzeline
Yedirdimse uykulari o tatli kusa
Benim olsun demedim ki

Bu aksam kankirmizi sarap istiyor canim
Bu aksam dünyanin bütün sarkilarini
Bu aksam dünyanin bütün özlemlerini
Bu aksam beni yalniz birakin
Bu aksam yalnizca onu düsünecegim
Onu ve kendimi yalnizca
YOKSA YOKSUN


Yapayalniz misin dünyada,
Itiyor mu seni dogdugun toprak
Kösebaslarinda haramiler mi...
Etmisler mi içine ekmeginin
Salacaksin köklerini topraga
Günesi çinarla selâmlayip
Firtinaya meseyle duracaksin.
Tutunacaksin dis dis
Tutunacaksin pençe pençe
Geçireceksin kilcal damarlarini evrenin
Gül olup açilacaksin damarlarina
seher seher...
Ceviz olup döküleceksin.
Sana bir mi vurdular
Derlenip toparlanip
Sen iki vuracaksin
Yoksa yoksun, silerler adini karatahtadan
YÜREĞİM SIZLADIĞI ZAMAN


Yüregim sizladigi zaman
Gece yarilarindan sonra,safaktan önce
Bilmedigim bir istasyondan,bilmedigim bir müzik geliyor kulagima:
Uzak
vahsi
Karanlik...
Gece denizleri gibi bir müzik,
Batik gemilerli gece denizleri gibi bir müzik,
Çagiriyor,çagiriyor beni durmadan
Ve belki de iste o zaman basliyor sizlamaya yüregim.

Yüregim sizladigi zaman
Duvarlari banka afisli çok eski bir sehrin Cumhuriyet Caddesi'nde iki tüfek bir kelepçe,
Tüfekler garip garip
Kelepçe garip...
Öyle beter
Öyle çamur
Bir yaprak döne yuvarlana,
Bir akarsu bata çika...
Kosuyor kosuyor bir kadin kelepçenin ardindan
Ve belki de iste o zaman basliyor sizlamaya yüregim.

Yüregim sizladigi zaman
Bir kara tank çikiyor bir agittan,bir filmden,bir savas romanindan çikip yürüyor sevgilerin,özlemlerin üzerinden.
Asklarin,umutlarin,oyuncaklarin,küçük emeklerin,büyük kaygilarin üzerinden geçip gidiyor.
Su gibi ilerliyor yangin
Isliyor kitlik karanligi
Ölüler birden bire sarkilasip
Virüsler bakteriler
Bütün dilleri birden konusuyor hersey.
Çirpiniyor yerde bir damla kan
Ve belki de iste o zaman basliyor sizlamaya yüregim.

Yüregim sizladigi zaman
Kör bir çesme basinda kör bir kadin geliyor gözlerimin önüne
Bütün iplikleri bütün ignelere takiyor da
Ne iplikler bitiyor,ne de igneler.
Götürülmüs ogluna mi
kaçirilmis kizina mi
Geçen günlerine mi
Unutmus neye agladigini
Agliyor,araniyor
Araniyor,
Bikmadan
Bilmeden
usanmadan.
Ve belki de iste o zaman basliyor sizlamaya yüregim.

Yüregim sizladigi zaman
Cigerlerime çekerken kötülügü,
Ellerimle dokunurken kötülüge,
Ayaklarima dolasirken kötülük,
Su tasi surdan alip suraya koymamanin pis bunaltisi geçiriyor tirnaklarini girtlagima.
Kokuyor isyerleri
Kokuyor günaydinlar.
Ne varsa verilmemis,
Alinmamis ne varsa;
Edilmemis söz,
Patlamamis öfke,
Uyutulmus ne varsa
Ne varsa kokuyor birden bire
Ve kayiyor bir sey parmaklarimdan,
Ve belki de iste o zaman basliyor sizlamaya yüregim.

Yani ben dört mevsime bölerek bu yürek sizisini,
Günlere,saatlere bölerek bu yürek sizisini,
Sokagim,kentim,vatanim sanarak bu yürek sizisini,
Bir yapragi durmadan isliyorum bu ölümsüz agaca.

Günlere,saatlere bölerek bu yürek sizisini,
YİNELİ


Bitti temmuz, yine bitti
Kirlangiçlar çekip gitti, yine gitti
Kaldik yine kaygularla basbasa yine kaldik

Yarin yine yapraklar, yarin yine yagmurlar
Ardindan yine soguk, ardindan yine tipi
Yine palto, yine gocuk, yine odun, yine kömür
Yine sövgü karakisa, yine bahara selam

Ederler yine tombul, gelirler yine ciliz
Kiralar yine azgin, kuyruklar yine dilsiz
Yine mizmiz sikinti, yine hep vidividi
Yine hep televizyon, yine hep ortadogu

Uykular da beter yine, uykular da kara kuru
Yine bezgin sabahlar, yine yilgin aksamlar
Yine hep dalavera, yine hep o kuruntu
Yine umut, yine düs, yine hep bekleroglu

Ama belki kis da güzel
Ama belki kar da güzel
Ama insan olana
YAKALADIM O ŞAFAĞI


tohum oldum
savruldum dört bir yana
yeserdim kiraç kiraç
çiçeklendim güllendim
göremedim safagini bozkirin
tutamadim safagini bozkirin
vuramadim türkülere vay anam
diyemedim kimselere bu aski

geyik oldum vurdum sapa yollara
bir ben dustum kan içinde bir avci
türkü oldum yaylalari dolastim
akip gittim göçlerle
duruldum çadirlarda
kelepçeler karakollar süngüler candarmalar
göz oldum gözlemekten
biçak oldum doydum kana vay anam
geremedim safagini bozkirin
tutamadim safagini bozkirin
vuramadim türkülere vay anam
diyemedim kimselere bu aski

gözlerinin en sonunda
yakaladim gecesinde gözlerinin
yakaladim kuytularda
açan gülün yalnizligini
inceciktin karanliktin uzaktin
turnalara katar katar asti daglari
nakislar dizin dizin düsün yollara
göz degildin - gözlerdin kalabalikta
el degildin ellerdin
acili bir bayramda
çekip giden trendin safakta inen uçak
iniltiydin aksamlarimda
safak vakti bir bardak su tenimde
diken diken kavruldugum
tohum olup savruldugum
yillar yili aradigim
o safak sendin iste

küskünlükler üstünde
yalnizliklar üstünde
saydamlasmis mavilikler üstünde
baskaldiran kölelikler üstünde
tul altinda bebek yüzü üstünde
açan safak o safak

o safak sendin iste
bir bulvar gecesinde
yakaladim seni ben
o safak sendin iste
YOLCU


Görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya. Gerginsin
kipir kipirsin, soluk solugasin, yay gibisin ey yolcu
coskunlugun ne güzel, ofken ne güzel
Sana selam, sana saygi
ey yolcu

Fakat düsündün mu yolunun uzunlugunu ?
Neler var yolunun üstünde, düsündün mu?
Kosar-adim asabilecekmissin su dagi, geçebilecek misin
bu hizla su beli, tirmanabilecek misin bu solukla su sirti ?
Ovada dikenler yollara uçmustur, kuru dereleri seller basmistir,
kar yagmistir belki o tepelere ? Böyle, uçar gibi geçip
gidebilecek misin oralardan, hemen varabilecek misin oraya ?
Belki sirtlanlar üsüsmüstür leslere, kuzgunlar tutmustur belki
yollari. Belki silinmistir ayak izleri yolcularin.
Butun bunlari düsündün mu ey yolcu ? çünkü sen, ne ilk yolcususun
bu yolun, ne de son.

Derim ki sana :
Nehirler boyu git
Nerelerde ve niçin durgundur nehirler,
nerelerde ve niçin hirçindir nehirler,
nerelerde ve niçin mendereslidir,
nerelerde ve niçin çaglayanli ve de çavlanlidir nehirler,
gözlerinle gör, duy kulaklarinla
Gör ve duy ki, nasil varir nehirler denizlere

Derim ki sana :
Denize varmaktir amaci nehrin, denize varmak, ey yolcu
Büyükse dag, asamiyorsa üstünden nehir, dolanir çevresini dagin.
Büyükse kaya, sokup atamiyorsa nehir, birikip birikip taslar
üstünden, dolanir yanini yöresini. Yokussa yolu, kosamiyorsa
menderesler çizer nehir. uçurum çikarsa önüne, kapip birakir kendini
nehir, acar kanatlarini; varir varacagi yere, oraya denize

Derim ki sana :
Nehirler boyu git ve gör nehirlerin nasil yol aldiklarini
sen de bir nehirsin ey yolcu
Senin de varmak istedigin bir yer var
Gerçekten varmak istiyorsan oraya, nehirlere iyi bak
Engeller
nasil asilir, ögren nehirlerden
Yari yolda yok olup gitmek degildir
amaç, nehirler gibi akip, nehirler gibi ulasmaktir oraya
Varmaktir oraya, ey yolcu

Derim ki sana :
iyi oku yolunu, avucunun içi gibi bil
Dizlerini, cigerlerini,
yüregini siki tut, iyi dengele
Ovada kosar gibi vurma kendini
dik yokuslara
uçuruma atlar gibi bindirme kayalara
<< daha kos, daha kos >> diye alkis tutanlara kanip da, kesilip
kalma yari yolda
Dipdiri varmalisin oraya
Hiz kosusu degil bu,
ey yolcu, engelli kosudur bu
Engelleri asa asa, gücünü koruya
koruya varmalisin oraya
çünkü oraya varmaktir amacin, kosmak degil
Bosuna sevmedim nehirleri
Aktikça büyümesi bosuna degil
nehirlerin
Akan buyur, ey yolcu
<< erisir menzil-i maksuduna aheste giden >> demiyorum ben sana,
<< tiz reftar olanin peyine damen dolasir >> demiyorum. Böyle
demiyor çünkü nehirler. Duracaksin, dolacaksin, atliyacaksin,
asacaksin, kosacaksin ve varacaksin oraya, diyor nehirler.
Öyle diyorum ben de
Beni dinle, beni anla ey yolcu

adim adim
kulaç kulaç
ilerliyor nehir
yoklayip
arastirarak
tartip
dengeleyerek
adim adim
pençe pençe
ilerliyor nehir
birdenbire koçbasi
birdenbire ipek bir çarsaf
ve baliklar kurbagalar yosunlar
köprüler ve yoksul degirmenleri bozkirin
birdenbire bir ugultu
birdenbire bir kiyamet
bindirip
çekilerek
çekilip
toparlanarak
veriyor cücelesip
devleserek
veriyor
nehirlerce Kahtalarla

sarkilar söylemeliyim
nehirler gibi uzun
nehirler gibi kollu
nehirler gibi hirçin
ve yumusak
ve nehirler gibi
dur
durak bilmeyen sarkilar söylemeliyim

gitmek
nehirlerle yan yana
gitmek
nehirler gibi zor
nehirler gibi çetin
nehirler gibi umutlu
gitmek
nehirlerden de öteye
oraya
taaa oraya
o büyük kurtulusa
yüregim
yarali kusum
topla ve aç kanatlarini
TURAÇ


Bakma turaç, bakma bana el gibi
Sen bu Çukurova'nin öz kusu degil misin
Ben bu Çukurova'nin öz oglu degil miyim
Bakma turaç, bakma bana el gibi.

Sivas'lardan inmedim mi kar sulariyla
Ekmek deyip sarmadim mi göçümü turaç
Bir tencere can asini bölüsmedim mi
Bakma turaç, bakma bana el gibi.

Tunceli'den, Kirsehir'den, Van'dan, Bitlis'ten
Sürekavi yemisçene gelen kim olan
Açilmis sa Çukurova yediveren gül gibi
Bakma turaç, bakma bana el gibi.

Bu selegi ben vurmadim bu gelinlere
Bu kizlari ben yakmadim böyle atese
Sevdalari kara gece, kirpikleri günesli
Bakma turaç, bakma bana el gibi.

Daglara, daglara, daglara dogru
Çali çirpi, sila gurbet daglara dogru
Sari sicak, ak cibinlik daglara dogru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
Bakma turaç, bakma bana el gibi.

Üç etekli, ak pusulu, türkü bakisli
Kadinlar yürüyor daglara dogru
Gül kurusu, leylak moru daglara dogru
Özlemler, acilar daglara dogru
Sivasli mi, Urfali mi bilemem gayri
Kadinlar, kadinlar daglara dogru
Bilemezler avcinin kim oldugunu
Sezmisler tüfegin dogrultusunu
Kadinlar, kadinlar daglara dogru
Acilarli, umutlarli bütün bir Anadolu
Bu sitmali gecelere, bu besikleri
Bakma turaç, bakma bana el gibi.

Ben çalmadim bu davulu, Karaca Duran çaldi
Pir Sultan'i benden aldi, kekligi Silifke'den
Boyasini yaman kardi Dadal'dan
Telini de yaman gerdi Karac'oglandan
Vurdu mavi, vurdu yildiz, vurdu dag basi
Vurdu susuz kuyularda kilçeçi
Turnayi benden aldi, gelincigi Erzincan'dan
Vurdu ekmek, vurdu gurbet, vurdu göç
Ben de senin gibi yalnizim Turaç
Ben de senin gibi düsman içinde
De ki bir Karac'oglan de ki Bayburtlu Zihni
Bakma turaç, bakma bana el gibi.
TANIKLIKLARDAN


girdiler kapilardan
girdiler pencerelerden
mektuplardan kitaplardan telefonlardan
girdiler kirlettiler ve gecemizi
girdiler agrittilar ve gündüzümüzü
isimize saygimizi
Ölümüze acimizi
sayri yatagimizi
Özlemlere sevgilere sular gibi akisimizi
kiyimlara kiranlara türkü türkü bakisimizi
göz gözelik
diz dizelik
su hanci dünyamizi
girdiler
kirlettiler
insan onurumuzu
insan yüzü güzeldir
çirkindi bunlarinki
insan yüzü sicaktir
soguktu bunlarinki
elleri el degildi
eli andiriyordu
gözleri göz gibiydi
bakissizdilar
gögse benzer bir kafesti tasidiklari
içinde yürek yoktu
kapilarin arkasinda emeklememis
besiklere belenmemislerdi karda tipide
ev dedigin duvar kapi pencere
saygiya gerek yoktu
girdiler aksam sofralarinda evlerimize
yoksul sabah çaylarinda girdiler
girdiler öpüsürken kuytuda
oksarken saclarini çocugumuzun
avutmaya çalisirken acilimizi
duyumsarken sevincini insan olusumuzun
girdiler baglarken mektubumuzu
dertlesirken kapisinda kirkinci odamizin
girdiler evlerimize

en agritan yerinde bir özlem türküsünun
bunalmis bir kahkahanin orta yerinde
tas gibi yorgunlugunda bir güzelim düsün
Ölümcül sayrilikta umarsiz yalnizlikta
kagittan kayiklar yüzdürürken geçmis sularimizda
uçurtmalar salarken umut göklerimize
kucaklarken dostlarimizi telefonlarda
girdiler evlerimize

çirkindiler
korkaktilar
yarinsizdilar
geldiler itilerek
girdiler irkilerek
kararttilar gecemizi
Isirdilar karanlikta
kanattilar türkümüzü
kirdilar çiçekli dallarimizi
tükürdüler içine ekmegimizin
agrittilar agrimizi
agrittilar vatan vatan
agrittilar dünya dünya
ve çekip gittiler
kanli izler birakarak
gögümüzün merdivenlerinde

yoktu yarinlari onlarin
çünkü onlar
suç tasiyan sandik gibi
karanliktilar
YILLAR SONRA


seni kimler kaçirdi o güzel yazlarimdan - güzelim
nere gitti tohuma deresinde - o ishalli yalnizligim
saclarinin uzun uzun o günesli sarisi
yüzünun papatya sabahligi - haziranlarimda
gülüsünun baharligi sususunun sonsuzlugu
nere gitti sende benim olan o sonsuz özlem
seni kimler kaçirdi o güzel yazlarimdan - güzelim

sen gittin - kaba kilimlerde kaldi ayak izlerim
piril piril selcilerde görkemli cevizlerde
asma alti su sesi - alacali günes sofralarinda
sen gittin - inanilmaz öksüzlükler yasadim
düstüm çetin yollara - türkülere agitlara belendim
saclarimda bulut oldun - alnimda demir parmaklik
seni kimler kaçirdi o güzel yazlarimdan - güzelim

ben çok çektim güzelim - karli daglar oldu basim
sen belki de mutluyudun - güzel günler geçirdin
çünkü kaf daginda prensestin - soylu bir güzelliktin
yaklasilmaz bir varliktin - masallik bir aciydin
göz göze geldik bir gün - bir dag basi duraginda
bindik ayni trene - kavustuk yillar sonra
seni kimler kaçirdi o güzel yazlarimdan - güzelim

haziranim sari gülüm yaz günesim özlemim
nice nice sular geçti - bildin mi köprülerden
kaç bahar kaç sonbahar kaç çocuk kaç intihar
nerdesin sen nerdeyim ben ne söylüyor bu çizgiler
bu aynalar neden böyle yakindan bakiyorlar
neler anlatiyor bu sarkilar - uzak geçmisimizden
seni kimler kaçirdi o güzel yazlarimdan - güzelim

aglamak bir dag gülü - bir yanik orman belki
bir kurumus çesme belki - bir kimsesiz tutuklu
uçaklar otobüsler vapurlar telefonlar
haziranim sari gülüm yaz günesim papatyam
kime giydin o aklari - kim kaldirdi duvagini
kim kokladi kim bakti - bagrina kim - yillar önce
seni kimler kaçirdi o güzel yazlarimdan - güzelim
SUÇU ASMAK


Hep suçluyu asiyorlar
Suçu asmak yok gündemde
Demek ki insan eksik
Demek ki insan yarim, maymunlarla ayni yerde

Demisler ki; "biri yer biri bakar, kiyamet ondan kopar"
Dünya öyle bir yerde ki delikler, kanin kilosu kaça?
Buyrun cenazeye,

Demisler ki; "aç köpek firin deler"
Köpekler aç, "çektirenler çeker bir gün"
Çektirenler bir avuç
Çekenler öyle çok ki
Dünya öyle bir yerde ki, kanin kilosu kaça?
Buyrun cenazeye,

Demisler ki; "her yokusun bir inisi"
Tirmandilar saltanata-o en tepeye
Ezdiler, uyuttular o en alttakileri
Soydular, sömürdüler tabandakileri
Dünya öyle bir yerde ki yutuyor çelenkleri.

Demisler ki; "tatli tatli yemenin, aci aci gegirmesi"
Sömürmüs yutmus adam, sira gelmis gegirmeye
Yükünü yutmus adam, demokrasi kündede
Ülkeyi satmis adam, korkulari gündemde
Yahu beyler, efendiler
Buyrun cenazeye
Buyrun cenazeye

Anladik anlamasina bu isin yolu böyle
Ama beyler efendiler dünya öyle bir yerde ki
Soruyorlar; "gider mi böyle?"
Buyurduk cenazeye
Buyurduk cenazeye

Yahu beyler, efendiler
Sormak ayip olmasin da bu cenaze nereye?
Suçu asin dedim ben size
Birakin yakasini suçlunun
Bu bataklik, bu sinek batakligi kurutun
Yahu beyler, efendiler dedim ben size,
Vura vura
Asa asa bu halki,
Dünya öyle bir yerde ki.
SİVAS SABAHI


eylülün bulanik bir cay gibi ekime aktigi gündü
yine yasli degirmenler yine mazilar çiglik çiglik
yine bir aksamdi Sivas carsisinda
yine aksam tasiyorlardi islak Sivas carsisina kagnilar
sanki gülerken vurulmustuk sanki aksamdik
sanki bir savas ertesiydi durup yaslandigimiz
ay altinda kerpiç ve kul ve agit

namlular yilan sirti menevis
tren düdükleri yakin uzak yabanil
ben bu gözleri bir ali galipte gördüm
kurtulusun bir sayfasinda
sinsi hain simarik ve daha
içimde Sivas sabahlarinin o delikanli gerinisi
sirsiklamdik
ben bu gergin havalari her zaman sevdim
bu bir kurultay havasidir bir abdurrahman halayina
durustur bu
sigamadim gecelere
sigamadim türkülere
sigamadim kadin sesinde Anadolu aksamlarina
onlar
o kaslari yikik
çakmaktasi gibi kuvayi milliyeciler
Mustafa kemal safaginin kiyisinda öylece duruyorlar
yüreklerinde katiksiz güvenleri
yalin yüzlerinde hakli öfkeleriyle
öylece duruyorlar
dimdik
ve apaydinlik
sigamadim topragimda kar akligina
sigamadim delikanli içkilere yaylamda
sigamadim nakislarla bogulan gözyaslarina
ben bu gergin havalari her zaman sevdim

bak yine barut gibiyim sanki kurultaydayim
sanki kulaklarimda sömürge sinekleri
oysa Sivas carsisindayim gözlerime yagmur yagiyor
namlular yilan sirti menevis.
sen bir hüzzam makamindan aksama bakiyorsun
menekse gözlerinde uzak bir acinin ince bugusu
kul rengi bir tango seni uykulara çekiyor
ya bir roman kahramanisin ya da bir Paris yolcusu

bu aksamlar hep böyledir karakus gibi iner yukarilardan
fabrikada sokakta perdeler arkasinda vurur insani
bu aksamlar hep böyledir, ben iste hep böyle götürülürüm
beni her yerde görürsün adres kullanmiyorum
bayraklari severim, tutsakliga yumruk gibi savrulan
bayraklari
insanlari severim, haksizliga yumruk gibi sikilan insanlari
kötüler ali galipseler ben kuvayi milliyeciyim
yüregimde doludizgin bir kardeslik özlemi
o safagin kiyisinda yine dimdik beklemekteyim

bir Sivas sabahi var ki onu sonra gösterecegim.
SONBAHAR OLUYORUM


Gitme, sonbahar oluyorum, sonrasi hiç
Agaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarini
Neden aksam oluyorum tren kalkinca
Kirlangiçlar birdenbire çekip gidince
Mendiller sallaninca neden tikaniyorum
Öyle çok acimasiz ki öyle birdenbire ki
Az önceki çiçekler nasil da diken diken
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrasi hiç
O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
O elmanin tadi orda, o kus çoktan öttü, bitti
Artik çocuk degiliz, susarak da bir seyler diyebiliriz
Günler devlet alacagi, yillar bir kadehçik buzlu raki
Oyunlar oyuncaksi, oyuncaklar eski sarki
Kavaklara oklu yürek çizip duran o çaki
Nerde simdi nerde simdi, nerde o kan sarhoslugu
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrasi hiç
PORTRESİ


tarlakuslarina inanir
allaha inanmazdi
denizi ilk gördügü gün
ölüm ölüm diye bagirirdi
ve gözlerinde mavi
yillarca çalkalanip durdu

bakinca agaçlar inildesir
taslar toz olurdu içteniçe
sularin akisinda buldugu neydi
neden islik çalardi rüzgarda
neden aglardi

bir dostu vardi mahpustu
pas tutmus yillaryili zinciri
dilermek bir hizli yasamakti
zamana sigmamakti bunu bilirdi
bir köpegi vardi ado doç'tu
asksiz geceler gibi karaydi
gögsü yürek biçiminde akti
zincir sesleri geliyordu ötelerden
karanlik uluyordu korkunçtu
ve gözleri bal damlasi kadar tatli
forsa gözleri gibi uzakti
bir sevdigi vardi adini kimse bilmez
bir dilegi vardi anlasilmaz
alnina gecelerce çökmüs gölgesi
onu hem herkes bilir
hem de hiçkimse bilmezdi

birgün bütün okuduklarini unuttu
birdenbire sevdiklerini unuttu
nesi varsa yasanmis
birakip gitti
ÖĞÜT GİBİ


sicaksa kogus
terden bunaliyorsan
kar altinda kökler gibi köyleri düsün
serinlersin

soguksa kogus
ranzanda kivrilmissan
temmuz güneslerinde harmanlari düsün
yarmalari
ocaklari
pamugu düsün
terlersin

gecenin en zalim saatiyse
yoksa hiç ümit
batan bir gemiden denize atil
yanan bir uçaktan bosluga tutun
demirse de betonsa da
kilitliyse de
yine de biryerlere variyor insan
ORANLAMA


Bir sen eksiktin sariyildiz hosgeldin
Geç bakalim karsima benimle içer misin
Aglar misin içince burnuna çeker misin
Gözyaslarin yakabilir mi dudaklarimi
Ama neden titriyorsun öyle sariyildiz

Bak ben su tasiyorum ince elekle
Igne deliginden dünyayi geçiriyorum
Bak ben aklima uyup sariyildiz
Durmadan aklimi sasiriyorum
Sen beni kaçinci binden taniyorsun ki

Hadi bana çelik mavisi bir gece getir
Hadi dostluklari tek tek koparip getir
Alnimdan öp beni e mi, yitik sicakligimi getir
Gençligimi çilginligimi deli günlerimi getir
Ne o sariyildiz sen de mi agliyorsun
ONÜÇÜNCÜ BURÇTA DELİRMEK


kollarini o biçim kavusturma, kötü çok kötü
acir gibi bakma yüzüme yoksullugum büyüyor
aç su perdeleri nella aç nella uykum geliyor
kir su camlari nella kir nella bogulacagim
yapraklar kokunca bir
sular yorulunca
sizilar gencelince
bil ki birbasimayim
bil ki kaçip kurtulmak
bil ki sayisiz
kötü çok kötü

sessizligi sevmiyorum sustur suçigirtkanlari
ben bu bulvarlari güzel günlere götürecegim
birak ellerini ellerime mutluluklara götürecegim
dalginim kirikdökügüm bu düzenler beni böyle
uzak konusunca bir
anilar tutusunca bir
kollarim öksüzlesince
bil ki dolasip düsmek
bil ki kendimden öte
bil ki karisik
kötü çok kötü

bu karanlik sürdükçe kendimizden kurtulamayiz
sigmiyor sigmuyor sesim bu yorgn biçimlere
çözdüm sulari, biraktim kisraklari, ardimsira yildizlar
onüçüncü burçtan beni gecelere dagitacaklar
onüçüncü burçtan beni gecelere dagitacaklar
acilar bagrisinca bir
sarkilar susunca bir
ninniler tükenince
bil ki ben
bil ki çok yakin
bil ki apaçik
kötü çok kötü
KORKMUŞLAR MEZARLIĞI

günesse günes benim beyoglubeyler
topraksa toprak benim beyoglubeyler
bir sey var anlamadigim bu sabahlarda
eski saraylarda bu yeni saltanatlar
saksilarda çiçek diye kizgin namlular
demirin kömürün petrolün kallesligi
bir sey var anlamadigim bu sabahlarda
kayguysa kaygu benim beyoglubeyler
bayramsa bayram benim beyoglubeyler
ya siz kimsiniz

kentlerin göbekleri sularin en kadini
kadinin en köpresi sofralarin padisahi
bir sey var anlamadigim bu yasaklarda
ben güldükçe neden karartilir isiklar
duvarlar yükseltilir köpekler kiskirtilir
kundakta bebek suçlu tarlada tohum
bir sey var anlamadigim bu yasaklarda
umutsa umut benim beyoglubeyler
ya siz kimsiniz

bu kokmuslar mezarligi imamlar sofrasi bu
omuzlardan omuzlara bu korku tapinaklari
aksamla kargalarla nargilelerle
leblebici bakkalbasi minder minder üçotuzüç
bir sey var anlamadigim bu yezit yalanlarda
yarinsa yarin benim beyoglubeyler
barissa baris benim beyoglubeyler
ya siz kimsiniz

kimsiniz ey simdi müzelerde yerleri belli
eski beyler yeni beyler bey eskileri
MASAL KOKUSU


Ben bu kapilari bir bir açarim açmasina ama kirarim
Sehzadelerle gitti ölü devin altin anahtarlari
Masallara dönük yüzlerinizde o hiç eksilmeyen kaygu
O donuk maviligi masal cennetlerinin
Birakin iste gözleriniz alin iste yumruklariniz
ama siz aptalsiniz aptalsiniz
Birgün masallasirsam görün iste cüceligimi
Aktikca büyüyen sulardi benim sarkilarda aradiklarim
Ben bu kapilari bir bir kirarim kirmasina ama siz korkaksiniz
Daha çocuk bile degilsiniz siz
Devler çizersiniz altin saraylarin kapilarina
sonra durup aglarsiniz aglarsiniz
Bu kan sizin kaniniz , evet ama ya siz kimsiniz
Neden böyle yorgunsunuz neden böyle aldatilmis
Alicikuslar döner ürpertili etlerinize
Mumyalarin gölgesinde piramitler dikersiniz
Ati otu iti eti birakip gerçek saraylarda
sürülerle kaçarsiniz kaçarsiniz
Aktikça büyüyen sulardi benim sarkilarda aradiklarim
NURHAK


Dört bir yana haber salsam,
Öldü desem inanir mi?
Daglar bana geri verin
Kadir'imi, Sinan'imi...

Jandarma kursunu çaldi,
Canimi tenimden aldi
Nurhak'a abide kaldi
Daglar aldi selamimi...

Nurhak sana günes dogmaz,
Uçan kuslar yuva kurmaz
Dökülen kan, yerde kalmaz
Soracagiz hesabini...

Böyle kalir sanma devran,
Yola devam eder kervan
Öldü Sinan, dogdu Sinan
Omuzladi silahini...
KEPEPÇEMİN KARASINDA BİR AK GÜVERCİN


Himalayalarin tepesine tirmanmak guc
ama mumkun
Okyanusu asmak da guc
ama mumkun
Ay'a ulasmak da oyle

Ama mumkun degil iste
Bulbulun eti icin olduruldugu bir ulkede
sanati zincire vuranlara
meram anlatmak

O't kusum
O't kusum
O't guzel kusum
Eller ne derse desin
ben sana vurulmusum
SÜRÜN ÇOCUKLARI


Sürün çocuklari daglara
Özlemleri, öfkeleri sürün daglara.

Birgün gelir görürsünüz
Vurur yangini gözlerinize

Sürün çocuklari daglara
Sürün ve sürdürün karanligi!
Siir Ana Sayfa